Bir Teselli Sözü: Zeki Ama Çalışmıyor EDUNETA BLOG

ATÖLYE

DANIŞMANLIK

EĞİTİM

PSİKOLOJİ

Yakın geçmişimiz boyunca tanımı dar kalıplara sığdırılmış, ancak son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda çeşitlendirmeye başladığımız zekanın, toplumda geniş olarak kabul görmüş olduğunun aksine, tek bir tür ile sınırlandırılmaması gereken bir kavram olduğu Gardner tarafından ortaya konmuştur. Aynı zamanda zeka, doğuştan gelen ve kişinin yaşamı boyunca kapasitesinin sabit kalacağı bir kavram değildir.

EDUNETA Bir Teselli Sözü: Zeki Ama Çalışmıyor

Yakın geçmişimiz boyunca tanımı dar kalıplara sığdırılmış, ancak son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda çeşitlendirmeye başladığımız zekanın, toplumda geniş olarak kabul görmüş olduğunun aksine, tek bir tür ile sınırlandırılmaması gereken bir kavram olduğu Gardner tarafından ortaya konmuştur. Aynı zamanda zeka, doğuştan gelen ve kişinin yaşamı boyunca kapasitesinin sabit kalacağı bir kavram değildir.

Kişinin doğumundan itibaren etrafından maruz kalmakta olduğu biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik etmenler, beynin gelişim aşamalarında ve yapılanmasında büyük öneme sahiptir. Zeka, bizim kimlik numaramız gibi durağan olsaydı, çalışma ve çabanın hayatımızda bir kıymeti olmazdı. Çocuklar da gelişim süreçleri boyunca, başta en yakın çevresi olmak üzere, okul hayatının başlaması ile genişleyen sosyal alanı içerisinde, karşılaştığı olgular, hikayeler, nesneler gibi kavramları yorumlar ve kendi düşünce ve değer sistemini şekillendirir. Bu süreç boyunca ebeveynlerin, çocuklarını, hayatlarını anlamlandırırken doğru yönlendirmeleri, çocukların duygu ve düşüncelerinin inşasında birincil öneme ve değere sahiptir. Örneğin, ebeveynlerin, çocuklarına okuma alışkanlığı kazandırmak istediklerinde, öncelikle kendilerinin rol model olmaları gerektiği artık uzun zamandır bilinmektedir.

Günümüzde ülkemizde, birçok anne ve baba, eğitim sisteminin de istenmedik ölçüde zorunda bırakmış olduğu şekilde, çocuklarının akademik alanda başarılı olmalarına verdiği önemi diğer birçok alanda yakalayabilecekleri başarıya verdikleri öneme göre ön plana aldıkları bir gerçektir. Bu sebeple, bazı durumlarda, ebeveynlerin, çocuklarından daha çok kendi düşünce veya ihtiyaçlarına göre çocuklarının geleceklerini planlamaya çalıştıklarının örneklerini gözlemlemekteyiz. Beynimizin farklı bilişsel alanlarının farklı oranda olacak şekilde gelişmesi ve farklı yeteneklere sahip olduğumuz kabul edilmektedir. Bu sebeple, ebeveynlerin, çocuklarının gelişimlerini gözlemlerken bilinçli ve destekleyici bir görev üstlenilmesi gerektiğinin farkında olmaları çok önemlidir.

Her çocuğun sadece tek bir derste aynı ya da optimal başarıyı göstermesini beklemek doğru değildir. Çocukların, son zamanlarda teknoloji alanı başta olmak üzere, en çok sevdiği aktiviteyle ilgilenirken gösterdiği başarı ya da yeteneği, akademik bir alanda gösterememiş olmasını ebeveynlerin, biraz da kaçınma ya da göz ardı etme davranışı sergileyerek, “zeki ama çalışmak istemiyor” şeklinde yorumlaması, beynimizin sevdiğimiz şeyleri yaparken kullandığımız ve akademik alanda çalışırken kullandığımız bölgelerinin farklı alanlar olduğu gerçeğini göz ardı ettiğini ispatlar niteliktedir. Aynı şey, mesleklerini severek yapan yetişkinlerin, çalışırken hiç yorulmadıklarını söyledikleri durum için de geçerlidir. Elbette başarılı olduğumuz alanda daha çok çalışmaya motive olmamız, zamanında doğru yönlendirmelerle yapmış olduğumuz doğru seçimlerimiz sayesindedir. Benzer şekilde, çocukların, başarılı olamadıkları bir konuda çalışmaktan kaçınma davranışı sergilemesini, başarısız olmaktan korkma olarak açıklayabiliriz. Bu durumda, anne ve babalara düşen en önemli görev, çocuklarının istek ve ilgi alanlarını doğru analiz etmeleri, gerektiğinde uzmanlardan yardım almayı normalleştirmeleri ve çocuklarının öz çalışma disiplini kazanmalarına yardımcı olmalarıdır.

Velilerimizin, çocuklarının zekasının yüksek seviyede olduğunu sözlü olarak çocuklarının da algılayacağı şekilde ifade etmeleri, çocukların “ben zaten zekiyim, çalışmama gerek yok” şeklinde bir inanışa yönelmelerine sebep olabilmektedir. Böyle bir yanlış kodlama oluşmasına engel olmak için yapılması gereken, zekanın değil çabanın övülmesi olacaktır. Einstein’ın da belirtmiş olduğu üzere, saf zeka, başarı için yeterli olmayıp, azim, çaba ve düzenli çalışma, var olan zekanın gerçek değerinin ortaya konmasını sağlayacak en önemli gereksinimdir. Yapılan bir çalışmada, iki grup şeklinde incelenen çocuklara bir görev verilmiştir. Görevlerini tamamlayan çocuklara, bir grupta zekanın diğer grupta ise verilen çabanın övüldüğü dönütler verilmiştir. Bir sonraki çalışmada, zekası övülen gruptaki çocukların, verilen ikinci görevde diğer gruptaki çocuklara göre daha az çaba gösterdiği gözlemlenmiştir. Çocukların, zeki olduğuna inandığı durumda başarısız olmaktan korktuğu, eğer çalışmazsa, başarısız olması durumunda bu bahanenin arkasına sığınarak kendisine güvenli bir alan yaratabileceğine inanması mümkündür. Çabası övülen çocukların ise, sonuca değil sürece ve verilen çabaya önem vermeyi öğrendiği gözlemlenmiştir.

Çocuklarımıza, kendi istek ve ilgi alanlarını keşfetmelerinde yardımcı olmalı ve bu alanda başarılı olmalarını sağlamak amacıyla, onlara doğru ve verimli bir şekilde nasıl disiplin kazanabileceklerini ve hedefini doğru belirleyip odaklanarak verilen çabanın, başarıya ulaşma yolunda ne kadar kıymetli ve değerli olduğunun önemini öğretmeliyiz. Unutulmamalıdır ki, dünya üzerindeki insanların %97’si normal zekaya sahiptir ve zeka, doğru zeka alanında yapılacak planlı çalışma ile doğru orantılı olacak şekilde geliştirilebilen bir varlıktır.

BİZİ TAKİP ET!