Kaygı, kişinin hayatında zaman zaman yaşadığı evrensel bir duygu durumudur. Genel olarak gelecekte kötü bir şey olacakmış gibi algılanır ve bireyin kendisini güvensiz hissetmesine sebep olur.
Kaygı; geleceğe yönelik endişe, korku, kararsızlık, karmaşa ve umutsuzluk duygularını ifade eder. Bireylerin yaşantısını fazlasıyla etkiler ve çoğu kez davranış ve tutumlarında olumsuz sonuçlar elde etmesine sebep olur.
Kaygının kökeni bireyin çocukluk dönemine dayanır. Çocuğun ebeveynleri, öğretmenleri ve yaşıtları ile olan ilişkisi çocuğun kaygı düzeyini ve kaygıyla baş etme becerisini belirler.
Sürekli stresli ve kaygılı bir ortamda büyüyen çocuğun kaygı düzeyi de yüksek olur ve bu, hayatının tüm alanına yansır. Eğitim hayatı da büyük yara alır. Eğitim hayatına yansıyan kaygı, zamanla sınav kaygısına dönüşür. Sınav kaygısı, çocukluk döneminde başlar ve ileriki yaşlarda gittikçe etkisini arttırarak devam eder. Evdeki sıkı disiplin, kısıtlayıcı aile tutumları, çocuğu başkasıyla kıyaslama, kırıcı ve sert eleştiriler, öğretmenin kırıcı eleştirileri, okuldaki otoriter eğitim-öğretim, öğrenciye kıt not verme, çeşitli cezalar, iyi bir okul kazanamayacağının söylenmesi ve benzeri birçok tutum ve davranış çocuklarda sınav kaygısını tetikler.
Sadece çevresel faktörler değil; çocuğun sınava hazırlanırken zamanını doğru ve etkin kullanamaması, yeterli bilgi ve birikime sahip olmaması vb. kişisel faktörler de sınav kaygısını arttırır. Sınav kaygısı taşıyan çocuklar sadece eğitim hayatında değil; grup içinde konuşurken, tartışmalara katılırken, toplu ortamda fikirlerini sunarken de sıkıntı yaşar. Bu sebeple kendilerini gergin hissederler. Daha kolay öfkelenirler. Dikkatleri kolay dağılır ve okuduklarını ya da duyduklarını anlamada zorluk çekerler.
Kaygılanan bireyin kaygı düzeyini düşürmek ve normal seviyeye getirmek oldukça zor ve zaman alan bir süreçtir. Bu sebeple çocuklarımızın en başında kaygı seviyelerine dikkat etmemiz ve onları gözlemlememiz gereklidir. Çocuklarımızı kaygıdan uzak bir şekilde büyütmek, onları anlamak ve bu doğrultuda doğru adımlarla yetiştirmemiz oldukça önemlidir. Kaygı düzeylerini en aza indirecek davranış ve tutumlar sergilemeli ve çocuğumuzu umutsuzluğa düşürmemeliyiz.
Çocuklar eğitim hayatlarına başladıklarında ise sınav kaygısının oluşmasını önlemek için düzenli ve planlı çalışmalarını sağlamalı; sınava son anda değil, önceden çalışmalarına dikkat etmeli; iyi ve doğru beslenmelerini sağlamalı; uyku düzenlerine önem vermeliyiz.
Kaygılarından korkup kaçmak yerine sorunlarıyla yüzleşmelerinde onları cesaretlendirmeliyiz. Çözüm yolları bulmalarında destek olmalıyız. Her ne olursa olsun sevileceklerini hissettirmeliyiz.
Başarı ve motivasyon için kontrol altında tutulan kaygıya da ihtiyaç vardır. Önemli olan, bu kaygıyı tanıyıp bilmek ve doğru yönetmektir. Kaygının kaynağını tespit ektikten sonra bunu düzeltecek eylemlerde bulunulmalı. Örneğin; sınava girerken çok heyecanlanan çocuğumuza bu stresi ortadan kaldıracak nefes egzersizleri yaptırılabilir.
Başaramayacağını düşünmesi yerine elinden geleni yaptığına ve emeğinin karşılığını alacağına inanmasına odaklanmasını sağlamak sınavda onu daha sakin tutacaktır.
Kısacası kaygıyı sıfıra indirmek yerine kaygıları kontrol altına alıp onlardan faydalanmak çocuğumuzu her zaman başarıya daha yakın tutacaktır.