Uzun tatil dönemlerinde öğrenciler okuldaki öğrenmelerden uzaklaşırlar ve kendilerini kontrolsüz bir çevre içerisinde bulurlar. Tatil dönemlerinde, öğretim yılı içerisinde öğrenilenler tekrar edilmediğinden ve zihin bunları belirli bir süre kullanmadığından dolayı öğrenilenler zamanla unutulur ve öğrenme düzeyi düşerek, öğrenme kayıpları meydana gelir. Bundan dolayı uzun tatil dönemleri öğrencilerin öğrenmeleri üzerinde negatif etki yapmakta ve öğrenme kaybına neden olmaktadır. Bu çalışmada uzun tatiller esnasında öğrenmenin negatif yönde etkilenmemesi için bir dizi tedbir ve önerileri gözden geçireceğiz.
Öğrenme, her bilim adamı tarafından faklı şekilde tanımlanmıştır. Bunun nedeni her bilim adamının öğrenmenin farklı bir yönünü vurgulamış olmasından ve öğrenmeyi farklı psikolojik kuramlar açısından ele almış olmalarından kaynaklanmaktadır. Her öğrenme kuramı elde edilen bilgiler ışığında öğrenme sürecine değişik yönlerden bakar ve bunun sonucunda da farklı tanımlar ortaya çıkar. Bu tanımlardan bazıları aşağıdaki gibidir:
“Öğrenme, uyarıcı(stimulus)ile davranım arasında(response)bağ kurmadır.”[1] “Öğrenme, hem zekanın, hem güdülemenin, hem de transferin ürünüdür.”[2] “Öğrenme, öğretme olayı sonucu insan davranışlarında meydana gelen değişmedir.”[3] “Öğrenme bilgi ve beceri kazanma olayıdır.”[4]
Öğrenme, geçici bir olay değildir, süreklidir. Çevreyle etkileşimde bulunulduğu sürece yaşamın her anında öğrenme vardır. Okuldaki öğrenmelerde, öğrenci arkadaşları ve öğretmeniyle kurduğu etkileşim sonucunda daha önce hiç bilmediği birçok şeyi öğrenir. Okulda arkadaşlarıyla oynarken oynadığı oyunun kurallarını, derste öğretmenini dinlerken daha önce hiç bilmediği yeni bilgileri ve öğretmeniyle çeşitli etkileşimlerde bulunarak bakış açısını genişletir.[5] Bu tanımlardan yola çıkarak öğrenmenin sürekli gerçekleştiğini ve bu süreklilik esnasında bilişsel kabiliyetlerin de kendisini geliştirdiği düşünülebilir. Yani öğrenme eylemi salt kalıcı istendik davranış değişikliği değil aynı zamanda bir disiplin sürecidir. Bu bağlamda düşünüldüğünde söz konusu disiplin sürecinin sekteye uğraması yaz tatillerinde ne yazık ki kaçınılmazdır.
Uzun yaz tatiline dönük endişelere yer veren NECTL (National Education Comission on Time and Learning) raporu öğrenmenin sürekli olduğu durumlarda öğrencilerin daha iyi öğrendiklerine ve uzun yaz tatilinin öğrenmenin ritmini kırdığına ve sürekliliğini bozduğuna vurgu yapmaktadır. Öğrencilerin sonbaharda okula döndüklerinde önceki öğrenmelerini büyük ölçüde gözden geçirmek zorunda kaldıkları belirtilmektedir. Buradan hareketle komisyon okul akademik takviminin güncellenmesini ve öğrenci öğrenmesindeki farklılıkları ve toplumda meydana gelen değişimleri dikkate alan bir takvim oluşturulmasını önermiştir.[6]
Yaz tatillerinde öğrenme kayıplarını inceleyen birçok araştırma bu kayıpları yordamada belli başlı konuların daha etkili olduğunu göstermiştir.
1. Ailelerin sosyo-ekonomik düzeyleri
2. Ailelerin eğitim düzeyleri
3. Yıl boyunca aşırı/çok az ve plansız çalışma
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki ailelerin sosyo-ekonomik düzeyleri öğrenci açısından yaz tatilinde öğrenme kayıplarını artırıp azaltabiliyor. Sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan ailelerin çocukları yaz tatillerinde daha fazla etkinlik yapmaları, akademik kaynaklara daha fazla yatırım yapmaları, televizyon ve tablet gibi ekrana yönelik davranışları daha az sergilemeleri ve ailecek daha fazla kaliteli vakit geçirmeleri gibi etkenlerden ötürü daha az bilgi kaybı yaşamaktadırlar. [7]
Ailelerin, özellikle bakım veren rolündeki annenin eğitim düzeyi tatillerde öğrenme kayıplarının daha fazla engellenmesini sağladığı [8] [9] ortaya konmuştur. Eğitim düzeyi düşük ailelerde ise çocukların kendileriyle baş başa kalmaları, ailelerinin yeteri kadar yönlendirici olamamaları ve çocukların rol modellerinin akademik olmayan tutumları nedeniyle daha fazla öğrenme kaybı gerçekleştiği görülmüştür.
Son olarak akademik yıl boyunca aşırı plansız ya da yetersiz çalışma temposu da yaz tatili döneminde öğrenme kayıplarına sebep olduğu yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur. Öğrencilerin çok fazla ve plansız çalışmaları bir süre sonra motivasyonlarının kaybolmasına ve yaz tatillerinde isteksizliğe; tam tersi öğrencilerin akademik yıl boyunca zaten çok az çalışmaları, disiplinsizliğe ve haliyle tatilde de bu tutumlarını devam ettirmelerine yol açtığı görülmüştür.
Öğrencilerin yaz tatili ve sonrasındaki başarı testi sonuçlarına ilişkin t-testi sonuçları Tablo 1’de verilmiştir.
Öğrencilerin yaşadıkları öğrenme kayıplarına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde, matematik [t (191) = 9.97, p < .05], edebiyat [t (191)=8.64, p < .05] ve İngilizce [t (191)=5.68, p < .05] derslerinde, yaz tatili dönüşünde eylül ayında yapılan başarı testlerinden yaz tatili öncesi mayıs ayında yapılan başarı testlerine göre anlamlı şekilde daha düşük puan aldıkları görülmektedir. Buna göre öğrencilerin bu üç dersten de önemli ölçüde öğrenme kaybı yaşadıkları söylenebilir.
Yaz tatillerinde öğrenme kayıplarını inceleyen birçok araştırma bu kayıpları yordamada belli başlı konuların daha etkili olduğunu göstermiştir.
Öğrencilerin yaşadıkları öğrenme kayıplarının anne ve babanın eğitim durumuna göre betimsel verileri Tablo 2’de verilmiştir.
Tablo 2 incelendiğinde sadece annesi lisansüstü eğitim mezunu olan öğrencilerin İngilizce dersinde öğrenme kazancı yaşadıkları ( Χ = -1.55) bunun dışındaki tüm gruplarda öğrencilerin öğrenme kaybı yaşadıkları görülmektedir. Annenin eğitim durumuna göre en çok kayıp matematik dersinde lisansüstü eğitim ( Χ = 8.75) mezunlarında, edebiyat dersinde ilköğretim ( Χ = 10.35) mezunlarında ve İngilizce dersinde ortaöğretim ( Χ = 5.97) mezunlarında gerçekleşmiştir. Annenin eğitim durumuna göre en düşük kayıplar ise matematik dersinde lisans ( Χ = 5.16) mezunlarında, edebiyat ( Χ = 3.15) ve İngilizce ( Χ = -1.55) derslerinde lisansüstü eğitim mezunlarında gerçekleşmiştir. Babanın eğitim durumuna göre en çok kayıp matematik dersinde lisans ( Χ = 7.25) mezunlarında, edebiyat dersinde ilköğretim ( Χ = 8.55) mezunlarında ve İngilizce dersinde ortaöğretim ( Χ = 6.15) mezunlarında gerçekleşmiştir. Annenin eğitim durumuna göre en düşük kayıplar ise matematik dersinde ortaöğretim ( Χ = 5.23) mezunlarında, edebiyat dersinde lisansüstü eğitim ( Χ = 3.46) mezunlarında ve İngilizce dersinde lisans ( Χ = 2.79) mezunlarında gerçekleşmiştir.[10]
Bu araştırmanın sonuçları ortaöğretim öğrencilerinin yaz tatilinde matematik, edebiyat ve İngilizce derslerinde öğrenme kaybı yaşadıklarını ortaya koymuştur. Bu durum son yıllarda Türkiye’nin de gündeminde bulunmakla birlikte mevcut koşullarda çözüme tam olarak kavuşturulmuş değildir. Daha önce bahsi geçtiği gibi Avrupa ülkeleri genellikle yaz tatilini ortalama altı ile dokuz hafta arasında tutmakta ve öğretim yılı içine üç ya da dört tatil daha eklemektedir. Türkiye’de ise yakın zamana kadar yaz tatili ortalama 13 hafta uygulanmakta ve yarıyıl tatili dışında aralarda tatil bulunmamaktaydı. Son düzenlemeler ile 2019-2020 eğitim-öğretim yılı için yaz tatili iki hafta kısaltılarak birer haftalık iki ara tatil daha eklenmiştir. Bu durum yeterli görülmemekle birlikte olumlu bir başlangıç olarak değerlendirilebilir. Güncel durumda da yaz tatili ortalama 11 hafta olarak uygulanmakta ve uzun bir tatil dönemi olarak görünmektedir. Eğitim-öğretim takviminin güncellenerek yaz tatilinin daha da kısaltılması olumlu bir gelişme olabilir.
Takvim güncellenemiyorsa öğrencilerin yaz tatillerinde çeşitli etkinliklere katılmalarını sağlayacak mekanizmaların kurulması da faydalı olabilir. Akademik bağlamda olmasa da yaz tatillerinde okullarda veya kurumumuzda çeşitli planlanmış etkinliklerin düzenlenmesi öğrenme kayıplarını azaltabilir. Uzaktan eğitim mekanizmasını etkin bir biçimde kullanan bir kurum olarak EduNeta bünyesinde, hatırlatma dersleri ya da oyunlaştırılmış ders içerikleri ile öğrencilerin merakı ve disiplini diri tutulabilir. Öğretmen tarafından yapılandırılan yaz dönemi etkinliklerinin tatilde belirli periyotlarla uzaktan eğitim yoluyla paylaşılması öğrencileri yaz döneminde etkinliklere katılmaya teşvik edebilir. Ayrıca öğrencilerin okul dışı araştırma ve öğrenme yetisinin geliştirilmesi ve öğrenmeyi öğrenerek öğrenmeyi bir alışkanlık haline getirme becerisi kazanması, yaz tatillerinde de akademik ve kültürel faaliyetlerle uğraşmalarını ve öğrenme kaybını azaltmalarını sağlayabilir. Akademik takvimi dışındaki söz konusu önlemler politika yapıcılar tarafından alınmasa dahi kurumumuz düzeyinde alınabilir. Bununla birlikte ailelerin yaz tatillerinde öğrencilerin öğrenme disiplinini diri tutacak etkinlikler yapmaları, tatilde en az her dersten bir toparlayıcı kaynak bitirmelerini sağlamaları, öğrencilerin ekranla geçirdikleri süreleri sınırlandırmaları ve birlikte kaliteli vakit geçirmeleri de öğrenme kayıplarını en aza çekecek önermelerden biridir. Başta da belirttiğimiz gibi öğrenme planlı bir disiplindir ve yıl boyunca öğrencilere kaldıramayacakları yüklerin yüklenmesi ve yine kaldırabilecekleri bir programdan mahrum bırakılmaları öğrenme kayıplarına yol açacağı için akademik takvim içerisinde öğrencinin çalışma takviminin titizlikle hazırlanması faydalı olacaktır. Son olarak her türlü önlem alındıktan sonra bile tatilde yaşanabilecek olası bilgi kayıplarının, tatil dönüşü öğrencilerin bitirdikleri sınıfın konuları öğrencilere hızlandırılmış bir şekilde verilerek, en aza indirilmesi imkan dahlinde görülmektedir.
KAYNAKLAR
[1] Mustafa ERGÜN, Öğrenme Teorileri, Eğitim-Öğretim, www.egitim.aku.edu.tr
(12.03.2003)
[2] GANDER, GARDİNER, s.396-397
[3] Muhsin HESAPÇIOĞLU, Öğretim İlke ve Yöntemleri, B.5 Beta Yayınları, İstanbul, 1998,
s.11
[4] Ziya SELÇUK, Eğitim Psikolojisi, B.6, Nobel Yayınları, Ankara, 1999, s.107; ERDEN,
AKMAN, s.126
[5] Nurettin FİDAN, Münire ERDEN, Eğitime Giriş, Alkım Yayınları, İstanbul, 1998,
s.146
[6] COOPER, H. M. (2003). Summer learning loss: The problem and some solutions.
Champaign, IL: ERIC Clearinghouse on Elementary and Early Childhood Education
[7] SLATES, S. L., Alexander, K. L., Entwisle, D. R., & Olson, L. S. (2012).
Counteracting summer slide: Social capital resources within socioeconomically disadvantaged
families. Journal of Education for Students Placed at Risk (JESPAR), 17(3), 165-185.
[8] KARABAY, E. (2013). Aile ve okul özelliklerinin PISA okuma becerileri, matematik ve
fen okuryazarlığını yordama gücünün yıllara göre incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
[9] PALA, N. M. (2008). PISA 2003 sonuçlarına göre öğrenci ve sınıf özelliklerinin
matematik okuryazarlığına ve problem çözmeye etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir Üniversitesi Fen
Bilimleri Enstitüsü, Balıkesir.
[10] Ferudun SEZGİN, Onur ERDOĞAN, Sinan DAĞ, Ortaöğretim Öğrencilerinin Yaz Tatili
Öğrenme Kayıpları: Aile Eğitim Düzeyine İlişkin Bir Analiz.