Eduneta
Ana SayfaBlogBaskı ve Disiplin
DANIŞMANLIKPSİKOLOJİ

Baskı ve Disiplin

4 dk okuma süresiEduNeta Rehberlik
Baskı ve Disiplin

Toplumun sağlıklı adımlar atması ve bireyi mutlu kılacak kuralların uygulanması eğitimle gerçekleşir. Eğitim; toplumun içinde yerini alabilmesi için bireyleri en etkin şekilde bilgi, beceri ve anlayışla donatmaktır. Eğitim ilk önce ailede başlar, çocuk büyüdükçe devreye çevre ve okul girer. Birey; aile, çevre ve okulun birleşimi ile toplumda söz sahibi olur ve yerini alır.

Toplumun sağlıklı adımlar atması ve bireyi mutlu kılacak kuralların uygulanması eğitimle gerçekleşir.

Eğitim; toplumun içinde yerini alabilmesi için bireyleri en etkin şekilde bilgi, beceri ve anlayışla donatmaktır. Eğitim ilk önce ailede başlar, çocuk büyüdükçe devreye çevre ve okul girer. Birey; aile, çevre ve okulun birleşimi ile toplumda söz sahibi olur ve yerini alır.

Okulun verdiği eğitim sistemi incelendiğinde eğitim, çağdaş eğitim ve otoriter eğitim olarak ikiye ayrılır. Çağdaş eğitim, çocuğun kazandığı iç disiplin ve motivasyon ile öğrenmeyi üst düzeye çıkarır. Otoriter eğitim ise öğrenci üzerinde baskı kurarak onun düşünme, fikir üretme, ifade özgürlüğünü köreltir.

Çocuk, önce toplumun en küçük birimi olan ailenin içinde var olmaya başlar. Aile, çocuğa kendi geçmişinden getirdiği öğretileri ve yaşadığı topluma uygun olan kuralları öğretmeye başlar. Bu sürece daha sonra okul ve çevre dâhil olur.

Süreç içerisinde çocukla kurulan iletişim dili oldukça önemlidir. Toplum, çocuğa kuralların neden önemli olduğunu ve ne için gerekli olduğunu öğretmelidir. Aile, çevre ve okul var olan kuralları bir disiplin çerçevesinde doğru beden dili, ses tonu ve kelimeleri kullanarak benimsetmelidir. Bu sayede çocuk, kuralların niçin önemli olduğunu daha rahat kavrayabilir. Bu durum çocuğun kişilik gelişimine ve eğitim-öğretim sürecine olumlu şekilde yansır.

Doğru iletişim ve disiplin ile büyüyen çocuk kendini ifade edebilir, özgür düşünür, yeni fikirler üretir, yeniliklere açık ve üretken olur, hayatını doğru şekilde planlayabilir.

Doğru disiplin anlayışıyla çocuğu hayatın zorluklarına hazırlamış oluruz. Bu zorlukların başında daha ilk eğitim yıllarında karşılaştıkları LGS gelir.

Çocuk bir taraftan kendi kişiliğini oluşturmak için adımlar atarken bir taraftan geleceği için önemli bir sınava hazırlanmak zorundadır. Bu aşamada ebeveynlere ve öğretmenlere önemli görevler düşmektedir.

Sınava hazırlık süresince ebeveynlerin, hissettikleri kaygıları çocuklara yansıtmaları onlar üzerinde baskı kurar. Bu hem kaygı düzeylerini daha arttırır hem de kendilerini ifade edip özgün fikirler oluşturmalarına ket vurur.

Ailelerin “sen yapamazsın, kazanamazsın, senden bir şey olmaz” şeklinde kurdukları baskı içeren cümleler çocukların öz güvenini ve benlik algısını ciddi anlamda zedeler. Bu cümlelere sürekli maruz bırakılan çocuklar ileride pasif, ifade problemi çeken, sürekli suçluluk hisseden yetişkinler olurlar. Bu durum, çocuğun eğitim hayatına da bir o kadar negatif etki eder. Bu duygulara sahip çocuk sınav gibi önemli ve stresli bir süreci sağlıklı yürütemez.

Her ebeveyn, hayalindeki çocuğa sahip olmak ister ya da kendi yapamadıklarını çocuğu üzerinde uygulamak ister. Bu sırada çocuğun ayrı bir birey ve karakter olduğu unutulabilir. Çocuğa kuralları benimsetirken gerekli sabır ve zaman tanınmayabilir. Bunun yerine bağırarak, cezalandırarak, zorlayarak çocuk istenilen kalıba sokulmaya çalışılır.

Oysa ailenin izlemesi gereken yol çok farklıdır. Disiplinli olmak, içinde yargı ya da şiddet barındırmaz. Disiplinli yaklaşım şu şekilde gelişir:

Ailenin koyulan kurallarla ilgili net olması gerekir. Kuralların sürekli değişmesi, uygulanmasında istikrarlı olunmaması çocuğun kafasını karıştırır.

Kuralları belirlerken nedenleri ve kurallara uyulmadığında karşılaşılacak sonuçlar çocuğa anlatılmalıdır.

Kuralları belirlerken sürece çocuk da dâhil edilmelidir. Nihayetinde kurallara uyması gereken odur ve burada onun da söz hakkı olmalıdır. Ancak bu, çocuğun her söylediğini kabul etmek anlamına gelmez.

Çocuk kurallara uymadığında sonuçlarıyla yüzleşmelidir. Olumsuz sonuçları deneyimlemek, sorumluluk duygusunun gelişmesi için önemlidir.

Kurallara uymayan ve zor durumda kalan çocuğunuza kendi çözüm yolunu bulması için rehberlik edebilirsiniz. Ancak onun yerine çözüm geliştirmeniz, sonuçlarla yüzleşmesini engeller. Bu, kurallara uyması için gereken nedeni de ortadan kaldırır. “Nasılsa annem-babam beni kurtarır.” düşüncesini benimser.

Kurallara uysa da uymasa da çocuğunuzu sevdiğinizi ve desteklediğinizi gösterin.

Unutmayalım ki çocuk bizlerin aynasıdır ve bizden öğrendikleri ile şekillenir, kendi var oluşunu kanıtlamaya başlar.

Biz ebeveynler olarak bu uzun yolda emekle, sabırla, hoşgörüyle net ve tutarlı kurallarımızla onlara rehber ve destek olmalıyız. Bu sayede o minik eller büyüyüp bizden ayrıldığında hayata karşı çözüm odaklı, öz güvenli, yaratıcı, özgür düşünen, bağımsız bireyler olabilir.

Geleceği davranışlarımızla biz ebeveynler inşa ederiz.

Blog Yazılarına Dön

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Başarısızlık Korkusu

Başarısızlık Korkusu

Başaramamaktan korkmanın yanlış, hatta başaramamanın son derece doğal deneyimler olduğunu ve çoğu zaman hedeflerimize ulaşmamızda bize yol gösterdiğini biliyor muyuz? Eğitim, iş veya sosyal hayatımızda, başarma isteği duyduğumuz her alanda bu korkuyla karşılaşabiliriz. İçimizdeki cevheri açığa çıkarmamıza veya hayatımızı normal akışında yaşamamıza engel olmaya başladığını fark ettiğimizde ise onunla başa çıkma vakti gelmiştir. Başarısızlık sadece başarısız insanların karşılaştığı bir durum değil. Ünlü mucit Dyson, toz torbasız süpürgeye son hâlini verip onay alana kadar 5127 prototip geliştirmiş ve bu çalışmalar yıllarca sürmüş.

3 dk okuma
Bir Kültürün İlk Adımı: Lise

Bir Kültürün İlk Adımı: Lise

Anne-babalar olarak çocuklarımızın eğitimine muhakkak ki önem veririz. Eğitim göreceği ya da eğitim gördüğü okulların nitelikli, donanımlı olmasını, çocuğumuzu olabildiğince geliştirmesini isteriz. Bunun için kapısını çalmadığımız hazırlık kursları veya özel yetenek kursu kalmaz deyim yerindeyse. Çünkü “Her şey çocuklarımız için”dir.

2 dk okuma
Bir Şehir Efsanesi: Spor Bursu

Bir Şehir Efsanesi: Spor Bursu

Spor; bedensel sağlık, zihinsel gelişim ve disiplin için önemli bir araçtır. Türkiye’de bazı okul ve kolejler, sporda başarılı olan öğrencilere burs imkânı sunarak hem eğitime erişimi kolaylaştırmayı hem de sporun önemini vurgulamayı amaçlamaktadır. Sınava hazırlanan öğrencilerde ilgili spor branşında başarının yanında okul için yeterli puanı alacak gayreti göstermek de çok önemlidir.

4 dk okuma